YAVUZ SULTAN SELİM HEM ALEVİ, HEM BABA KÂTİLİ, HEM DE DARBECİDİR!

http://img.sondakika.com/galeri/38/-7-33438_b.jpg
Süleyman YAĞIZ
Başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP’nin sözde “ileri demokrasi” havarileri, en ufak eleştiriye dahi tahammül edemiyorlar; dahası, kendilerine itiraz eden herkese hemen “darbeci” yaftasını yapıştırıyorlar.  
Erdoğan ve yandaşları, “darbe edebiyatı” konusunda öyle bir algı oluşturdular ki, karşıtları bile, konuşmalarına, “Öncelikle darbelere karşı olduğumu belirtmek isterim” gibi ifadeler kullanarak başlamak zorunda kalıyorlar.
Çünkü böyle bir şerh düşmezseniz, “darbeci” suçlamasından kurtulma şahsınız hiç yok, demektir. Gerçi böyle bir şerh düşseniz de “darbeci” suçlamasından, çoğu kez kurtulamıyorsunuz.
Oysa darbecileri baş tacı edenler onlardır. Örnek mi, kanıt mı?
Buyurun işte size, çok somut bir örnek, tarihî bir kanıt:
Tayyip Erdoğan ve yandaşlarının üstüne titredikleri Yavuz Sultan Selim, darbeci bir padişahtır. Babası II. Bayezid’i “darbe”yle, evet evet “darbe”yle tahtan indirerek yerine geçmiştir. Dahası, “darbe”yle tahtan indirdiği babasını, kuvvetli bir iddiaya göre de zehirletip öldürtmüştür.
Sadece babasını mı? Hayır? Kardeşlerini de yeğenlerini de öldürtmüştür.
TARİHİN EN BÜYÜK ALEVİ KATLİAMI

BİR DİKTATÖRÜN RÖNTGENİNİ ÇEKTİK /// İSTEYEN OKUYABİLİR (AKP'LİLER OKUMASIN)

Said Sefa
Said Sefa
Bürokrasiden yargıya, yargıdan askere, askerden medyaya her yerde benim adamlarım olacak.
Sermaye sadece benim kontrolümde olacak.
Devletin hazinesi gönlümce kullanılacak, sınırsız örtülü ödeneğim olacak. Bunlar bazen örtülü bazen de açıktan kullanılacak. Herkes haddini bilecek, bütçeme dil uzatılmayacak.
Kime istersem ona hazineden pay verilecek.
Her dönem zengin sınıfı oluşturuldu, benim için de bir sermaye sınıfı oluşturulacak.
Zenginler analarını, babalarını, evlat ve eşlerini bana feda etmek için fedakarlık yarışına girecek.
Kucağım sıcak ve geniş olacak, ihale verdiklerim istisnasız ve sorgulamaksızın kucağıma oturacak.
Teamüllerin dışına çıktığımda yadırgayan olmayacak aksine herkes alkış tutacak, "Yaptıysa bir bildiği var" diyecek.

"AKP, tam donanımlı bir suç örgütü" mü ?

Arslan BULUTArslan BULUT
Doç. Dr. Sait Yılmaz, Ulusal Kanal’ın İnternet sitesinde yayınlanan “Dersimiz İslamcılık” ve “Türkiye’de İslamcılık”  başlıklı iki inceleme yazısının sonunda  “Bugün İslam, Irak ve Suriye’de kafa keserek, Ankara’da da saraylar yaptırılarak katlediliyor. (...) Türkiye demokratik çözüm denilen bir bölünme sürecine, AKP ve cemaat arasında devleti ideolojik olarak ele geçirme mücadelesine, hırsızlık, yolsuzluk ve hukuksuzlukların üstünün örtüldüğü daha otoriter bir rejim olma yolunda ilerlemeye devam etmektedir. İslâmcı söylemlerle öne çıkan AKP, zamanla çıkar bağı ile birbirine bağlı tam donanımlı bir suç örgütü haline gelmiştir”  kanaatini ortaya koydu.

Yılmaz’a göre “Türkiye’nin en önemli sorunu rejim sorunudur ve en öncelikli gündemi de iktidardaki suç örgütünden kurtulmaktır. Bunun için de elimizdeki tek geçerli ve akılcı model Atatürk’ün çizdiği yoldur.” 
Aslında İslam dini AKP veya benzer hareketler için kitleleri peşinden sürüklemenin bir aracıdır! Öyle ki sağduyusunu kaybetmemiş vatandaşlar arasındaki sohbetlerde, bu sebeple “İslâmcılık” ile “hırsızlık” eş anlamlı olarak kullanılmaktadır!

Yığma kalabalıklar ve seçim hileleri üzerine

http://media-cdn.t24.com.tr/media/stories/2015/02/page_secim-hilesi-davasinda-itiraf-tutanaklarda-tahrifat-yapildi-ama_422894688.jpg 
NECDET BULUZ
Bazı kamuoyu araştırma gruplarının yetkilileri, muhalefette yer alan siyasi parti temsilcileri, tarafsız medya mensupları ve Sivil Toplum Örgütlerinin AK Parti mitingleri ile ilgili görüşlerini yansıtarak yazımız başlamak istedik:
“Geçmiş dönemlerdeki AK Parti seçim mitinglerine baktığımızda, meydanların dolmadığını, yığma kalabalıklarla toplulukların oluşturulduğunu görüyoruz. Eski heyecan yok. AK Parti mitingleri sönük geçiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın coşkulu kalabalıklara hitap ettiği dönemlerin de geride kaldığını söylemeliyiz. Birçok mitinge köylerden, ilçelerden yığma kalabalıklar getiriliyor. Araçlar ücretsiz taşıma yapıyor. Bayraklar, parti flamaları, tişörtler, şapkalar, çakmaklar dağıtılıyor. Kumanyalar veriliyor. İşi gücü olmayanlar toplanıp, miting alanlarına taşınıyor. Valiler, AK Parti’nin birer üyesi gibi çalışıyor. Okul çocuklarının bile miting meydanlarına gelmesi sağlanıyor. Çalışanlar için de aynı baskının yapıldığını birçok yerde gördük.”
İşin açığı şu: