Diyarbakır’da şehit olduğu söylenen astsubay hayata geri döndü

Diyarbakır’da maskeli 2 teröristin silahlı saldırısında başından vurularak ağır yaralanan astsubay Necdet Aydoğdu, kaldırıldığı Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yoğun bakıma alındı. Kalp masajıyla yaşama döndürüldüğü açıklanan astsubay Necdet Aydoğdu’nun sağlık durumunun kritik olduğu belirtildi… diyarbakir-da-astsubay-silahli-saldiri-4922484
Diyarbakır’da eşi ile birlikte semt pazarında alış veriş yapan Astsubay Necdet Aydoğdu, uğradığı silahlı saldırıda ağır yaralandı. Görgü tanıkları, saldırının susturuculu silahla yapıldığını ileri sürdü.
Olay, Diyarbakır’ın merkez Bağlar İlçesi Körhat Caddesi üzerinde Çarşamba günleri kurulan semt pazarında bugün saat 16.30 sıralarında meydana geldi.

Asker ‘Şehidim rahat uyu’ sloganıyla yürüdü

Diyarbakır'da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenlerinin ardından birliklerine dönen askerler ’Şehidim yerinde rahat uyu’,’ Her şey vatan, şeref, vazife, dürüst
 
Diyarbakır’da Karaman’daki maden ocağında 18 işçinin mahsur kalması üzerine akşam verilecek resepsiyon iptal edildi.
Diyarbakır Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, valilik önünde Vali Hüseyin Aksoy ile Garnizon Komutanı Korgeneral İbrahim Yılmaz’ın tören aracına binerek halkı selamlaması ile başladı. DBP’li Büyükşehir Belediyesi’nden kimsenin katılmadığı törene Vali Hüseyin Aksoy, 7’nci Kolordu Komutanı Korgeneral İbrahim Yılmaz, Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, Emniyet Müdürü Halis Böğürcü, Dicle Üniversitesi Rektört Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, askeri yetkililer ve çok sayıda kişi katıldı. Sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı kutlamalar sırasında tören alınan oluşturulan arama noktalarından aramalar yapıldı.

Kefen Soyucu Alçaklar

fft81_mf2177098
Zahide Uçar:
İşçiyi vicdansız AK işverene gömdürdünüz. Askeri kayırıp kolladığınız PKK’ya kahpece avlattınız. Ülkenin bütün ederlerini küresel şebekeye peşkeş çektiniz. Bu milletin çocuklarını kırk harami çetenize asgari ücretli köle yaptınız. Ülkenin altına dinamit koydunuz.
Kamu ihale yasası üzerinde 150 defa değişiklik yaptınız.
Verimsiz diye kapatılan kömür ocaklarını yandaşlara verdiniz. Yandaşlardan çok yüksek fiyatla kömür aldınız. Yolsuzluk gündeme getirilince Kamu İhale Yasasında değişiklik yaparak kamu ihale yasası dışına aldınız. Kontrol dışı oldu. Böylece yolsuzluğu akladınız. Kömür ocaklarını verdiğiniz yandaşa ihale yapma hakkı verdiniz. Onlar da ucuza aldığı kömürü fahiş fiyata devlete sattı. Tam bir şeytan sarmalı kurdunuz. Teftiş kurullarını ortadan kaldırdınız.
İnsanlığını kaybetmiş, ya da hiç insan olmamış mahlukatlar sizi.

İşte oligarşi budur



Karaman'ın Ermenek İlçesi'ne bağlı Güneyyurt Beldesi'nde 18 işçinin mahsur kaldığı kömür ocağının sahibi Has Şekerler Madencilik'in sahibi Saffet Uyar'ın, Soma'da 1 işçinin yaşamını yitirdiği 27 işçinin de yaralandığı, Kasım 2013'te kapatılan Uyar Madencilik'in sahibi Azim Uyar'ın amcasının oğlu olduğu ortaya çıktı. Bu arada, Saffet Uyar'ın yine, 2012 yılında aynı ocakta, benzer bir su sızmasının meydana gelmesi üzerine, kuzeni Azim Uyar'dan da yardım istediği ve tamir yoluna gittikleri ileri sürüldü. Güneyyurt Beldesi'nde iki dönem Anavatan Partisi'nden Belediye Başkanlığı da yapan, ancak AKP'den girdiği iki seçimi kaybeden, facianın meydana geldiği Has Şekerler Madencilik şirketinin sahibi Saffet Uyar hakkında yeni ayrıntılar ortaya çıktı.

Arap Pınarından (Ayn el-Arab) Temkinle Geçmek


Prof. Dr. Altan ÇETİN:
Ayn el-Arab’da yaşananlar turnusol kâğıdı etkisi yapmaya devam ediyor.  Bölgemizde yaşanan yeni üretim vekâlet cihatçıları ile eskinin artığı vekâlet teröristleri karşı karşıya gelince, Türkiye’nin tüm iyi niyetli çözüm arayışlarının muhatabının gerçek yüzü bir kere daha ortaya çıkmış oldu. IşiD, adı her nereden icap ettiyse kobani denilen Ayn el-Arab (Arap Pınarı diyelim)’a saldırınca birden düğmeye basılmış gibi biz kendimizi Suriye sınırında bulduk; ve ülkemizdeki bölücü yapı birden bire sokaklarımızda bir “kobani” manzarası çizmeye başladı.  Vekaletçi olmak böyle bir şey olsa gerek. Herşey kobani ismi kadar yapmacık, tarihsiz ve talihsiz. Arap Pınarı’ndaki mücadele acaba “kobani” direnişi görüntüsü altında bir topluma coğrafya kurgulama ve cetvellerle çizilecek yeni sınırlara hazırlık mıdır? Daha tuhafı medyamızın bu ismi tüm renkleri ile benimsemiş olmasıdır.